LİPÖDEM VE GUATR (HİPOTROİDİ)

Lipödem bacaklarda ve kollarda ağrılı yağlanma sendromu olarak bilinmektedir. Genel olarak bu hastaların temel problemi, beslenme alışkanlıklarındaki değişiklilere ve çeşitli derecelerde egzersiz yapmalarına rağmen kilo vermeleri oldukça zor olmasıdır. Ancak, bu hastalık belirli dönemlerde alevlenmeler göstermekte ve daha hızlı seyir göstermektedir. Bu dönem özellikle menapoza girmeden önceki 3 yılı ve sonrasını içine almaktadır. Bazen de çok genç hastalarda çok hızlı ilerleme görülebilmektedir.

Lipödemli hastaların bir grubu daha hafif seyrederken, diğeri oldukça ciddi seyretmektedir. Bu ağresif seyreden hasta grubunda en belirleyici faktör tiroid hastası olmalarıdır.

Tiroid bezi genel olarak bazal metabolizmanın en önemli düzenleyicisidir. Tiroid bezinin otoimmün hastalığı olarak bilinen haşimatoda tiroid fonksiyonları bozulmaktdır. Bu durum etkili şekilde tedavi edilmez ise lipödem semptomları hızlı ve daha ağır seyretmektedir.

Tiroid bezindeki aktivite azalması, metabolizmayı çok ciddi yavaşlatarak lipödem ile ortak pek çok semptomun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu semptomlar arasında, yorgunluk, tükenmişlik, depresyon, kas zayıflığı, kabızlık, kilo artışı, ısı hassasiyeti, genel vücut ağrıları ve hassasiyeti gibi pek çok şikayetler yer almaktadır.

Enterasan bir şekilde genel olarak lipödemli hastaların yaklaşık %30’undan fazlasında tiroid fonksiyon bozukluğu eşlik etmektedir. Bu da her iki hastalığın ortak zeminde hareket ettiklerini göstermektedir. Genel olarak tiroid bezi yağ hücre metabolizması ve faaliyetlerinin yanısıra depolanma faaliyetlerini de direk olarak kontrol etmektedir. Bu nedenle, tiroid fonksiyon bozukluğu, lipödemdeki anormal yağlanmayı ve sıvı birikimini çok ciddi şekilde artırmaktadır. Ayrıca hipotroidide lenf sıvısı akışında çok ciddi yavaşlama görülür. Bu da lipödemli hastalarda lipolenfedöm denilen daha komplike bir tablonun gelişimine yol açar.

Tiroid fonksiyonlarının lipödem üzerindeki bu ciddi etkilerinden dolayı, lipödemi bulunan guatrlı hastaların tedavilerinin çok iyi yapılması gerekmektedir. Bazen subklinik seyreden vakalarda yeterli tedavi uygulanmadığı taktirde lipödemin kontrolden çıkabileceği akılda tutulmalıdır.

Sonuç olarak, guatr bulunan hastaların basit testler yerine komplike değerlendirme ile etkili şekilde tedavi edildikleri taktirde çok önemli klinik düzelmelerin sağlanabileceği bilinmelidir.